D Harfi ile başlayan kız isimleri ve anlamları

İlk evladınız kız ve öğrendiniz ki ikinci evladınız da kız çocuk olacak. Eğer sizinde bebeğinizin adı D harfi ile başlıyorsa ve ikinci doğacak olan çocuğunuza D harfi isim vermek istiyorsanız o zaman buyrun Derya’nın kardeşine isim koyalım:)

Daime: Sürekli, devamlı, kalıcı, müdavim.

Dalga: Denizin rüzgarlı, havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi. 2. Hareketli su kütlesi. 3. Saçların dalga dalga oluşu.

Dalım: Tutunacak güç, dayanacak yer anlamında. 2. Ağacın dalı.

Dalince: Dal gibi zarif ve ince.

Dalya: Yıldız çiçeği, çan çiçeği.

Damla: Çok küçük miktarda su. 2. Çok az.

Damlam: Damla kadar küçük, Güzel, bereketli olan.

Darçin: Tarçın, güzel kokulu bir baharat.

Darin: Hüküm sürmek.

Daristan: Orman.

Daye: Süt nine, süt anne, dadı. 2. Çocuk yetiştiren.

Dayehatun: Çok emek vermiş, dadı.

Define: Gömülü duran değerli şeyler.

Defne: Yaprakları güzel kokulu, kış ve yaz yeşil kalan bir ağaç.

Değer: Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan ölçü, kıymet. 2. Yüksek ve yararlı nitelik. 3. Üstün nitelikli kimse.

Değerli: Değeri yüksek olan, kıymetli.

Dehan: Ağız.

Delfin: Bir tür yunus balığı.

Delistan: İçinde çok çeşitli çiçek bulunan bahçe.

Demar: Damar. 2. Hırs. 3. Duygu, sinir. 4. Soy, yaradılış.

Demet: Bağlanarak oluşturulmuş deste. 2. Bitki ya da çiçek destesi.

Demgüzar: Ömür süren, zaman geçiren.

Demhoş: Nefesi güzel kokan.

Demi: Kadife.

Deran: Çaresiz, biçare.

Derem: Para, akçe.

Derim: Çadır.

Derince: Merdiven.

Deryanur: Bilgisiyle ışık saçan.

Deste: Bağlam, demet. 2. Çok.

Destecan: Herkese içtenlikle bağlanan.

Destegül: Bağlanmış gül demeti.

Destegür: Çok gür.

Destegüz: Sonbahar hayranı.

Destenaz: Hayranlık uyandıracak kadar zarif bir nazı olan.

Destenur: Işık demeti.

Destgir: Nazik, kibar, yardıma hazır.

Destgür: Yardım sever, iyiliksever.

Destmal: MendiL.

Deşeni: Zulme uğramış, zalimlerin elinde kalmış.

Devinsu: Suyun ritmik hareketleri, akarsu.

Devrin: Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi.

Dewran: Devir, çark. 2. Zaman.

Diba: Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş.

Dibace: Başlangıç, önsöz. 2. Bir kitabın süslenmiş-olan ilk sayfaları.

Dicle: Ulu ırmak. 2. Doğu Anadolu’dan doğup, Basra Körfezi’ne akan ırmak.

Diclehatun: Ulu kadın.

Didar: Güzel yüz. 2. Görme. 3. Cennet’te Tanrı’nın manevi görünüşü.

Dide: Göz, gözbebeği.

Didem: Gözüm gibi baktığım, sevdiğim, gözüm, sevgilim.

Dila: Gönlümü çalan.

Dilagah. Gönülden anlar, sezgili.

Dilan: Gönüllerce olan, yürekler dolusu. 2. Dans, şarkı.

Dilara: Gönlü okşayan, alan, çelen.

Dilasa: Gönül avutan.

Dilasude: Gönlü rahat, huzurlu.

Dilaşup: Gönül çalan.

Dilay: Gönüllere ışık saçan, aydınlatan.

Dilbahar: Konuşmasının güzelliğiyle insanın gönlünü ferahlatan.

Dilbant: Gönül çalan.

Dilbaz: Gönül eğlendiren, neşeli, civelek. 2. Güzel söz söyleyen, konuşkan. 3. Konuşmasıyla kandıran.

Dilber: Gönlü yakan, güzel. 2. Alımlı, güzel kadın.

Dilbeste: Gönlünü bağlamış, aşık olmuş.

Dilbu: Gönül kokusu.

Dilcan: İçi dışı bir olan.

Dilce: Gönlü dilinde olan.

Dilcu: Gönlü çeken.

Dildade: Gönlünü kaptırmış, gönül vermiş.

Dildan: Sevmek.

Dildar: Gönül almış, sevilen.

Dildaş: Aynı konulan paylaşanlar.

Dileda: Konuşmaya nazlanan.

Dilefruz: Gönül aydınlatan, ferahlatan.

Dilege: Hatiplik yeteneği olan kişi.

Dilek: İstenen, arzulanan, beklenen, talep, rica.

Dilela: Gözü gönlü bir olan.

Dilem: Gönüllere deva olan şey.

Dilem: İkilem, iki seçenekli durum, iki tane.

Dilemma:İkilem.

Diler: İsteyen, dilekte bulunan.

Dilfer: Diliyle herkesin gönlünü ferahlatan.

Dilferah: Gördü geniş, sevinçli.

Dilfigar: Aşk acısıyla gönlü yaralı olan.

Dilfiruz: Gönlü rahatlatan.

Dilge: Güzel konuşan kişi.

Dilgüdaz: Gönle eziyet veren.

Dilgüzar: Herkesin derdine derman bulan.

Dilhan: İçten ve yürekten konuşan.

Dilhayat: Yüreğinin sesini dinleyen.

Dilhıraş: Yürek parçalayıcı.

Dilhun: Yüreği kan ağlayan, gönlü yaralı.

Dilhuş: İçi rahat, gönlü hoş.

Diligüzar: Durmaksızın becerikliliğini öven.

Dilinaz: Konuşmaya nazlanan.

Dilinigar: Resmeden.

Dilinisa: Çok konuşan kadınlar.

Dilinur: Konuşmasıyla , gönüllere ferahlık veren.

Dilisu: Temiz konuşan.

Dilişan: Hatipliğiyle şan şöhret sahibi olmuş.

Dilişen: Şen şakrak konuşmalar yapan.

Dilküşa: İç açıcı, gönül açıcı, yüreği ferahlandıran.

Dilnaz; Nazlı ve işveli bir eda ile konuşan.

Dilnigir: Gönülde resim edilen sevgili.

Dilnişin:Göıiülde yerleşen, oturan.

Dilnur: Konuşmasıyla gönülleri ferahlatan.

Dilnüvaz: Gönül okşayıcı

Dilriş: Gönlü yaralı.

Dilruba/Dilrüba: Gönül kapan, gönül alan

Dilsafa: Gönlü şen şakrak olan.

Dilser: Hatiplik yeteneğini sergileyen.

Dilseren: Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren.

Dilsever: Konuşmayı seven.

Dilsitan: Kendine bağlayan, hayran eden.

Dilsoy: Hatiplik yeteneği gelişmiş bir soydan gelen.

Dilsu: Gönlü su gibi berrak olan.

Dilsuz: Gönül yakan.

Dilp: Neşeli, mutlu, memnun.

Dilşah: Günüllerin şahı, sultan. 2. Otoriter.

Dilşan: Hatiplik yeteneğiyle şan şöhret sahibi olmuş.

Dilşat: Gönlü rahat, sevinçli.

Dilşen: Sevinçle dolu gönül taşıyan.

Dilşikar: Çok acıklı, yürek parçalayıcı.

Dilşikar: Gönül avcısı, gönül avlayan.

Dilten: Vücut diliyle konuşan.

Dilyar: Konuşkan sevgili.

Dilşikeste: Gönlü kırık.

Dimağ: Akıl, beyin.

Dinçay: Ayın en parlak, en net görülebilen hali. 2. Aydınlık ilerici kişi.

Diniz: Dingin, sakin.

Dirahşan: Parlak, parıldayan.

Dirik: Diri, canlı. 2. Acar.

Dirim: Yaşam, hayat 2. Yaşama gücü.

Dirisu: Temiz: faydalı, doru su gibi olan.

Didik: Yaşayış, hayat, varlık, sağlık, geçim. 2. Huzur.

Dirok: Tarih, hikaye, öykü.

Diyari: Armağan, hediye.

Doğannur: Işık saçan.

Doğay: Ayın yeni doğuş hali.

Döndü: Henüz evlenmemiş kız.

Döne: İadei ziyaret

Dönem: Belirli bir tarihsel niteliği olan zaman birimi.

Dönüş: Dönmek işi veya biçimi.

Dudu: Kadınlara verilen bir ünvan, hanım. 2. Yaşlı ermeni kadın.

Duducan: Hanımefendiliğinde samimi olan.

Dudugül: Güzelliği ve saygınlığı taşıyabilen.

Duduhan: Sözü geçen kadın.

Duhan: Duman. 2. Tütün.

Duhter: Kız, kerime.

Durean: Ömrün uzun olsun, canlı kal.

Dursune: “Yeter” ismi gibi son çocuk olması arzusuyla verilen isimlerden biridir.

Durugül: Gül gibi temiz güzel.

Durugün: Berrak gün.

Durugür: Sağı solu belli olmayan.

Durugüz: Sessiz geçen sonbahar.

Durukadını Sessiz ve temiz kadın.

Durunaz: Naz yapmak istemeyen.

Durunur: Sakinliğiyle gönüllere ışık saçan.

Durusel: Temiz akan su, akarsu.

Durusev: Sessiz, temiz ve sevilen kadın.

Duruseven: Kendisi gibi olanı seven.

Durusu: Arı, temiz, berrak sular gibi olan.

Duruşan: Şöhretine rağmen sessiz, sakin bir hayat süren.

Durutan: Tan vaktinin sessizliğini yaşayan.

Duruten: Çok temiz, pürüzsüz bir cilde sahip olan.

Duruyar: Sessiz, sakin sevgili.

Duşize: El değmemiş kız, bakire.

Duyal: Hassas, hisli, çabuk duygulanan.

Duygucan: Yüreği çok duygulu olan.

Duygucuk: Sevimli, kendi halinde olan, sevecen ..

Duygudaş: Duyguları başkasıyla aynı olan,

Duygun: Duygulu, hassas, hisli kişi.

Duygugül: Duygulu ve gül gibi güzel.

Duygugün: Doğduğunda duygulu anlar yaşatan ve de gül gibi bir güzelliğe sahip olan.

Duygugür: Duygularını coşkuyla ifade eden.

Duygugüz: Duygularında sonbahar hüznünü yaşayan.

Duygun: Duygulu, duyarlı, hassas.

Duygunaz: Duygularını ifade etmekte nazlanan.

Duygunisa: Duygulu, hassas kadın.

Duygunur: Duygularıyla herkesi aydınlatan.

Duygusal: çevresine duygu saçan. 2. Çok duygusal.

Duygusan: Duygusallığıyla tanınan.

Duygusay: Herkese karşı saygılı olan.

Duygusel: Coşkun duygulara sahip olan.

Duyguser: Duygularını rahatlıkla herkese ifade edebilen.

Duygusev: Duygulu olanı sev.

Duyguseven: Kendi gibi duygulu olanı seven.

Duygusoy: Çok duygulu bir soydan gelen.

Duygusu: Temiz duygulara sahip olan.

Duygusun: Duygularını yansıtan.

Duyguşan: Duygularının saflığıyla tanınan.

Duyguşen: Şen şakrak hisleri olan.

Duygutan: Tan vakti gibi hüzünlü duygulara sahip olan.

Duyguyar: Duygulu sevgili.

Duysal: Duygulan iyi yorumlayabilen.

Duysun: İşitilsin, bilinsin, şöhretli olsun.

Duyu: Hissetme, algılama.

Duyuş: İşitme, hissetme, bilinme.

Duman: Sis.

Dürdane: İnci tanesi. 2. Çok değerli,

Dürefşan: İnci gibi sözleri olan.

Düriye: İnci gibi ışıldayan, parlak.

Dürnev: İnci. 2. İnci tanesi.

Dürre: İnci tanesi.

Düş: Hayal, rüya, güzel rüya. 2. Gerçekleşmesi istenen şey, umut.

Düşsel: Hayal gibi olan.

Düşüm: Hayalimdeki, düşlediğim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir